25 Şubat 2010 Perşembe

Arda Turan ve Daniel Passarella

Arda Turan'ın "Bir gün Galatasaray'a başkan olabilirim" demecini hatırlarsınız belki. Sarı-Kırmızılı kramponun yollarından uzun yıllar önce geçmiş Arjantinli efsane Daniel Passarella aralık ayında River Plate'ın başkanı seçilmişti. 'El Gran Capitan' (Büyük Kaptan) başkanlığıyla ve kulüp yönetimleriyle ilgili şu sözlerine bayıldım: "Seçimler öncesi Avrupa'ya gidip Platini, Rummenigge, Beckenbauer, Moratti, Luca di Montezemolo gibi isimlere danışmıştım. Arjantin şu an futbolun üçüncü dünya ülkelerinden! Avrupa'nın bizden daha organize olmasının sebepleri arasında yöneticilerin futbolun içinden yetişmesini görüyorum. Bizim kulüplerde yöneticiler arasında avukatlar, finansçılar, bankerler, doktorlar var. Futbolla ilgili konuştuğunuzda kayboluyorlar! Onlar için futbol bir sır..." Bu noktada hemen "Futboldan gelmeyen konuşmasın" ana fikri cıkmasın. 'Dani' boş adam değil çünkü: "Pazarlama ve işletme dersleri alıyorum. Konuşmalarımı yazmama yardımcı olan biriyle de çalışıyorum."

22 Şubat 2010 Pazartesi

Gerçek aktörlerin dublör bile olamadığı ülkemden bir haber

''Ampute Ligi'nin En İyileri'' ödülleri, Ankara'daki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu."

Türkiye Futbol Federasyonu'nun internet sitesindeki haber bu.  Böyle haberlere önem veriyorum, veriyoruz. Fotosu da var. Koyayım bir çift sütuna dedim. Ne var ki haberin linkinde de gördüğünüz gibi olayın kahramanları dışında herkesin ismi var. http://tinyurl.com/ydbq5sy

Çok aradım adınızı "gol kralı, asist kralı, en centilmen oyuncusu ve takımı, en başarılı teknik adamı ve menajeri, en iyi yöneticisi ve fizyoterapisti, mevkilerin en iyi 7 oyuncusu ve en iyi 3 hakemi"ni ama bulamadım.

Her kimseniz kalpten tebrikler...

TFF sizi de çok tebrik ederim. Akşam Papermoon'da birşeyler yersek belki isimleri alırız... Viskiler şirketten hesabı...


İsimleri koydular!!!

En Centilmen Futbolcu: Barış Telli
Mevkilerin En İyi Oyuncuları: Fatih Karakuş, İsmail Temiz, Rahmi Özcan, Barış Telli, Mehmet Yunsur, Savaş Kaya, İsmail Korkmaz
Gol Kralı: Barış Telli
Asist Kralı: Rahmi Özcan
En Başarılı Teknik Adam: Tahir Güven
En Başarılı Menajer: Birol Tekir
En İyi Yönetici: Garip İnal
En İyi Hakem Üçlüsü: Hüseyin Enver, Hasan Asker, Melih Yosunkaya

Loeb demeden Maradona'yı anlamak



"Görmemişin dergisi olmuş tutmuş koparmış" demesinler diye Fransız dergilerinden alıntılarla blogu boğmayayım dedim! Bu hikaye güzel ama... Bundan iki yıl önce Arjantin Rallisi'nde bir organizasyon yapıyorlar. Diego Maradona, Ralli'nin Michael Schumacher'i Sebastien Loeb'ün yardımcı pilotluğunu yapıyor. Fransız pilotun ağzından yaşananlar şöyle: "Çok sempatik biriydi. Ben de tek kelime İspanyolca yok, onda da ne Fransızca ne İngilizce var. Uzun bir müddet konuştuk. İkimiz de ne konuştuğumuzu bilmiyoruz. İyi anlaştık diye tahmin ediyorum! Hayatımda sadece bir kişiden imza aldım. O da Maradona'dan"

N.B.: Loeb'ün futbolla alakası büyük maçların skoru bilmesinden öte değilmiş. (nb: nota bene'nin yani "iyi not edin"in kısaltmasıdır, genel kültür olsun:)

18 Şubat 2010 Perşembe

So Foot ve Francoise Boufhal

Fransızların en güzel dergilerinden biridir So Foot. Şimdilerde Trabzonspor'un tercümanlığını yapan Halil kardeş sayesinde tanışmış bir de 'article' yazmıştım bundan dört sene önce. Çok ilginç bölümleri var. Loto-Foot bölümünün bu ayki konuğu Francoise Boufhal. Bu kızcağımız için 'bayan meme' ifadesini rahatlıkla kullanabilirim. Futbolla ilgisi Manchester Unitedlı Rio Ferdinand'ın dijital magazin programının 'hostes'i olması. Francoise'ın bazı cevapları beni çok güldürdü. Lotodan seçme sorular:
Newcastle-Sunderland (1): Tereddütsüz doğduğum büyüdüğüm yer.
Rio Ferdinand-Rio de Janeiro (0): Rio'yla birlikte çalışıyoruz ama karnavalı da çok severim.
Wayne Rooney-Cristiano Ronaldo (2): Açık ara Ronaldo sliple daha güzel!
Jackie Brown-Gordon Brown (1): Şekilciğim anlamadım mı???
Johnny Cash-Jonny Wilkinson (2): Onun gibi bir İngiliz ragbici bir daha gelmeyecek.
Eric Cantona-David Ginola (2): Ginola'nın saçları çok güzeldi.
Diego Maradona-George Best (2): Best gerçek bir fenomen. Ne yazık ki oğlu Calum akıllanmamış. Kadınlara bu kadar düşkün olanların sonu iyi olmuyor!
Michael Owen-Michael Jordan (2): Ne lüzumsuz soru. MJ bazen tüm sorunların çözümü gibi.
French Fries-French Kiss (2): Şişmanlamaktansa utanmak daha iyi.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Sevgililer Günü hediyesi Suat Kaya'dan!!!



Yarın Sevgililer Günü. Sevgililer Günü denince aklıma 14 Şubat Çarşamba 2001 geliyor. Yer Dulcinea (şimdiki Hayal Kahvesi Lounge). Hayatımdaki tek Sen Valentayn'ı anma günü. Saat 21.45'te Galatasaray, Sami Yen'de Deportivo'yu konuk edecek. Manitaya "Yemeğe 7'de başlayıp 9da bitirme" fikrimi iletmemle, o 'kadın' triplerinden birini yeme zamanı arasında çok boşluk yok!
Masada üç çift var. Hay aksi şeytan diğer iki çocuk futbolla ilgilenmiyor (çoklu 'date'lerde diğer çocukların futbolu sevmemesi çok fenadır). Sami Yen'de 'laylaylaylaylay' başlarken sıkıntıdan 'in vino veritas' moduna geçmiş durumdayım. Hem yemek bayık hem de maçı izleyemiyorum. Bu iş böyle olmaz. O gece sol çaprazdaki kuruyemişçiye çokça uğramıştım. Suat Kaya'nın golünü de abiyle birlikte izlemiştik. Kız arkadaşım o gün kızmıştı bana yemeği babaladığım için. Kendisinden bir kez daha özür, yarını baş başa geçirecek çiftlere mutlu mesut bir pazar günü dilerim.

O günü hatırlayalım:
Galatasaray SK İstanbul 1-0 RCD La Coruña
Ali Sami Yen, İstanbul (19,000) - Kim Milton Nielsen (DAN)

Galatasaray: 1-Claudio Taffarel; 3-Bülent Korkmaz, 4-Gheorghe Popescu, 5-Emre Belözoğlu,
8-Suat Kaya (33-Arif Erdem 81), 9-Mario Jardel, 10-Gheorghe Hagi, 11-Hasan Gökhan Şaş,
14-Fatih Akyel, 22-Ümit Davala (7-Okan Buruk 64), 57-Hakan Ünsal (67-Ergün Penbe 26)
Deportivo La Coruña: 13-Jose Molina; 2-Manuel Pablo, 3-Enrique Romero, 4-Nourredine Naybet,
6-Mauro Silva, 8-Djalminha (17-Pandiani, 78) Tristan (7-Roy Makaay, 60), 10-Fran,
12-Walter Scaloni (18-Victor 55), 20-Donato, 21-Juan Carlos Valeron

Goal Galatasaray: Suat Kaya 11'
Yellow cards Galatasaray: Emre Belözoğlu 53', Hasan Gökhan Şaş 90'
Deportivo: Mauro Silva 58'

11 Şubat 2010 Perşembe

MERSİN EMNİYETİ'NDEN!!!



Mersin İdmanyurdu dün Ergün Penbe'yi (sağdan ikinci) göreve getirdi. İmza töreninden bu ilginç foto ilgimi çekti. Fotoğraf'ın mimarı Doğan Haber Ajansı'ndan Mustafa İnsan. Ergün'ün yardımcılarına bir bakalım!
Ali Asım Balkaya (soldan ikinci): Mehmet Yıldız, stilini Adanasporlu bu futbolcudan almıştır. Futbola 23 yaşında başladığı yönünde bir şehir efsanesi vardı sanki!
Kemalettin Şentürk (soldan üçüncü): Bülend Karpat onun ismini 'Kemalettinö' diye telafuz ederdi. Kemalettin baba hala sayko kafayı koyar vallahi!
Volkan Kilimci (ortada): Eski Kocaelispor ve Galatasaray kalecisi. Karşı karşıyada garip bir bacak açması vardı.
Son bir not: Şu sert pozları gördükten sonra masanın üstünde kurşunlarla TC niye yazılmamış diye insan merak ediyor hani!!!


Blogger Emek dedi ki...

E bir bilgi de benden..
Bir Mersinli olarak..
Volkan ile Ergün arasında arzı endam eden kırmızı uzun kravatlı abimiz de, MİY Efsanesi Hacı Bayram Birinci..
Tüm giyecekleri kırmızı ve laciverttir, maç günü görmek tercih sebebidir..


8 Şubat 2010 Pazartesi

CHAPPI VE BULENT KORKMAZ


Chapuisat nam-ı diğer Chappi yine bizim kuşağın büyük golcülerinden. Futbol sohbetlerinde "Chapuisat'nın golünü gördünüz mü?" fiks sorumuzdu küçükken. Soluyla fena bitirirdi usta. Şans bu yana kendisiyle el sıkışmışlığım ve o meşhur Galatasaray-Dortmund maçını yadetmişliğim var. Neler konuşmuşuz bir hatırlatayım.
Türkiye’de Chapuisat denilince akla Bülent Korkmaz’ın ıskası gelir. Ne demek istediğimi anladınız mı?
Anladım elbette. O golü hatırlıyorum bitime 15 dakika kala (tam 11 yıl önce oynanan maçın dakikasını hatırladı adam) Galatasaraylı oyuncu kaymış ben de golü atmıştım. Bülent çok sert bir oyuncuydu, bunu da gayet net hatırlıyorum.
O maçta Galatasaray çok şanssızdı değil mi?
İstanbul’da Ali Sami Yen’de oynuyorsanız şanslı olmak zorundasınız. İlginçtir ben Dortmund’dan ayrıldım Galatasaray UEFA Kupası’nı kazandı. Ben olsam şampiyon olamayacaklardı belki de! Şaka bir yana UEFA Kupası’nı kazanan takımı yenmek çok zordu.

14 MAYIS 2006 DENİZLİ



BU YAZI FOUR-FOUR TWO'DA ÇIKMIŞTI VAKTİ EVVELİNDE. HIYAR GİBİ SAKLAMADIM O DERGİYİ. EN AZINDAN BURADA SAKLANSIN... BİRKAÇ UFAK EDIT YAPTIM. O ZAMAN BANA FIRSAT VEREN BANUKA'YA SONSUZ SEVGİLER...

Şefim Uğur Vardan, “Seni Denizli’ye yolluyorum” dediği zaman dudaklarımdan “Tamam ağabey” cümlesinden başka bir söz çıkmadı inanın. Hâlbuki yolun başında bir gazeteci olarak sevinçten havalara uçmam gerekirdi. O ara Dört-Dört-İki’ye yazacağımdan haberim yoktu ayrıca! Nihayetinde Dünya Kupası, Avrupa Şampiyona[Photo]sı, Şampiyonlar Ligi finalleri gibi bir olaya tanıklık edecektim. Bir yanda üçleme peşindeki Fenerbahçe, diğer yanda ‘süper’ kalmak isteyen Denizlispor. Ege ekibinin patronu Nurullah Sağlam’ın mükemmel benzetmesiyle, biri pasta, diğeri kuru ekmek derdinde iki takımın buluşması…

5 Şubat 2010 Cuma

Robson, Lineker ve İkbal hanım


Sir Bobby Robson öldüğü gün Gary Lineker'le çektirdiği bu fotoyu görüp 'Bir gün blog acarsan bunu mutlaka koy' diye kendime tembihlemiştim.
Futbola dair ilk anılarım Meksika Dünya Kupası'ndan. Anneannemin Kazasker'deki evindeyiz. Çalışan bir ailenin çocuğu olunca 'anane' veye 'babane' figürü ayrıca önemli. TRT Ayns'ta İngiltere-Fas maçı var ve başlama saati 00.00. Maç golsüz bitiyor, Fas'tan bir puan çıkaran İngiltere ve küçük ben gayet mutluyuz. Ray Wilkins'in atılmasıyla 10 kişi kalmış 'Tree Lions' belki de ondan, az önce baktım. Neyse maç bitiyor özetler falan derken İkbal hanımı sahura kaldırıyorum. 86 senesinde Ramazan yaza denk gelmiş... Az önce kendisini aradım 'Yedi yaşında çocuğa nasıl saat 12'de maç izleme izni verdin' diye sordum. 'Ne yapsaydım ağlatsa mıydım, kıyamam sana' dedi.
Fotodaki diğer adam Gary Lineker küçüklük kahramanım. Hatırlarsanız 'golcü'nün -hem de ne golcü- Meksika'da eli alciliydi. Gollerinden sonra beyaz bandajlı eli havaya kalkar, aynı bu fotoda olduğu gibi gülümserdi. Bu yüzden mahallede top oynarken baktım yasıtlarım ve yası biraz buyuk olanlar 'lokal', gittim bir bezle elimi sardım. O sıcak havada elleri terli ama mutlu bir çocuktum....
Lineker'e ve ananeme tanrı uzun ömürler versin, RIP Sir!

4 Şubat 2010 Perşembe

Adaşım Antonio


Bu bloga adını veren adamla başlayalım: Antonio Benarrivo. Okul yaşamım ve daha sonrasında bana 'Benarivo' veya 'Benerivo' diyenlerin sayısı çokça.
Ayrıca kariyerini bir takıma adamış futbolculara bayılırım. Futbolcu olsaydım herhalde kulüp değiştirmezdim! Antonio'ya dönersek o bir Parma efsanesi. Bek denince akla gelenlerden. Sıkı bir CM 97-98'ci olarak DR-L tercihim hep ondan yana olmuştur. Hele 3-5-2 oynuyorsam. Formayı almak kolay değildir, yedek kalmayı da dert etmez. Adaşa selam yola devam... İlk postumuz hayırlı, uğurlu olsun..
Not: Böyle bir gelmiş geçmiş en iyi Parma 11'i de buldum. Dino Baggio ve Hernan Crespo'yu kesmek ayıp olmuş. Bir de Hakan Şükür'ü!!!