12 Nisan 2010 Pazartesi

Zidane bile çocuğuna onun adını koydu: Enzo Francescoli

Enzo Francescoli için tek kelime yeterli: Zarif. 'Le Prince', So Foot'a içini dökmüş ve çok ünlü olamadığından yakınmış. Çok güzel bir röp eksik kalmayınız.


80'lerin en ünlülerindensin ama tarih yazamadın neden?

Maradona hiç dünyaya gelmeseydi insanlar benden konuşacaktı! Fakat Maradona, Maradona'ydı. Onun gölgesinde kalmaktan gurur duyarım. Onun gibi biri daha gelemeyecek. Ayrıca benim zamanımda Van Basten, Platini, Gullit, Rijkaard (babam bile oynar Milan'da dememiş hayret!!!) gibi isimler vardı. Tarih yazmak için onların seviyesine çıkamamışım demek ki. Ayrıca Avrupanın önemli ekiplerinden birine transfer olmamamın da etkisi büyük. 


Zidane çocuğunun adını Enzo koyacak kadar sana hayrandı. Senin idolün kimdi?

40'larda oynamış Pedernera diye bir Riverlı. Onunla konuşmaya bayılırdım. Bir lafını hiç unutmam: "Dinle beni Enzo. Rahat uyuman için sana bir sır vereceğim. İyi oynamak istediğimiz zaman iyi oynayamayız. İyi oynadığın zaman bil ki ya sen iyi günündesin ya da rakip çok kötü." İlginçtir bu söz bana hala birşey ifade etmiyor ama büyüleyici bir tarafı var!


Güney Amerika futbolunu nasıl görüyorsun?

Avrupa'da 15 yaşında çocuklar 'atlet' oluyor. Bizde ise altyapıda iyi oynadı mı gol attı mı hemen havaya sokuluyor. Başarısız olunca yok kilosu fazla yok boyu kısa... Kimse o çocukların eğitimiyle psikolojik sorunlarıyla, formasyonlarıyla ilgilenmiyor. Bu beni delirtiyor (Enzo bu yüzden River Plate'e üye olmuş). Bazen kendimi üçüncü dünya ülkesinde gibi görüyorum. Herşey doğaçlama. Halbuki benim futbolda tanıdığım doğaçlama Ortega'nın veya Messi'nin çalımlarıdır.

Hiç yorum yok: