30 Haziran 2010 Çarşamba

Kaptan olsana kaptan olsana Kayserispor'a kaptan olsana!

Anadolu Ajansı'ndan Mehmet Yıldız çok ilginç bir haber geçmiş. Yeni kaptan Mehmet Eren'e başarılar diliyorum :)


"Kayserispor’da son 3 sezon kaptanlık yapan 6 futbolcu, kulüple yollarını ayırdı. Sarı kırmızılı ekipte 2007-2008 sezonunda kaptanlık yapan futbolculardan Bülent Bölükbaşı Giresunspor’a, Ragıp Başdağ Eskişehirspor’a, Gökhan Ünal da Trabzonspor’a transfer oldu. Kayseri ekibinde 2008-2009 sezonunda kaptanlık görevini üstlenen Mehmet Topuz’un Fenerbahçe’ye transfer olmasıyla bu görevi alan Ali Turan, geçen sezon tartışmalı şekilde Galatasaray ile anlaşmıştı. Ali Turan’ın ardından kaptanlık pazubandını takan Aydın Toscalı da sezon sonunda kulüple sözleşmesini yenilemeyerek, Ankaragücü’ne transfer oldu. Kayserispor’da 2010-2011 sezonunda kaptanlık görevini Mehmet Eren Boyraz üstlendi. Bu futbolcu, kulüple olan sözleşmesini 2 yıl daha uzattı"

edit: Bölükbaşı o sezon Antep yolcusuydu Giresunla şimdi anlaştı. Ragıp bir sezon sonra gitmişti Es Es'e...

29 Haziran 2010 Salı

Futbola teknoloji girmeli mi?

Frank Lampard’ın sayılmayan golünden sonra aklınıza ilk olarak ne geldi? Ben hemen Wembley 1966’a gittim. Geoff Hurst’ün üst direğe vurup çizgi üstüne düşen şutunu düşündüm. O golün verilmesini sağlayan Azeri yan hakem Tevfik Behramov, gözümün önüne geldi. Sonra 1991 Kadıköy’üne gittim. Şifo Mehmet’in şutunu çizgiden çıkaran Semih’i, kaleci Engin’in televizyoncu Bülend Karpat’a verdiği efsane “Yan hakem bana o.. çocuğu dedi” demecini hatırladım.
Almanya-İngiltere, Arjantin-Meksika maçlarından sonra ‘teknoloji futbolun içine girmeli’ yanlılarının sesi yeniden yükseldi. Tenis, Amerikan futbolu, kriket gibi sporlardan esinlenerek yeni kuralların zarureti üzerine vurgular yapıldı. Oyuncular-teknik direktörler-futbol yöneticileri de bu konuda artık ısrarcı. Yakın zamanda FIFA’nın bundan kaçışı olmayacak. Oyunun aktörleri bu müdaheleyi istiyorsa bana da kabul etmek düşer, karara saygılıyım.
Yine de bu değişiklikler sırasında oyunun ruhunun nasıl korunacağı çok önemli. Bugün ‘Çizgiyi geçti mi geçmedi mi’ye bakacaklar. Yarın ‘Ofsayt mı değil mi’ye (bkz: Arjantin-Meksika), bir sonraki gün kırmızı kartlara, bir sonraki gün ‘Penaltı içeride mi değil mi?’ye... Her tartışmalı pozisyon Lampard’ın şutu ve Tevez’in ofsaytı gibi net mi? İtalya-Slovakya maçında Skrtel’in içeriden çevirdiği top için kim nasıl karar verecek?
Şunu da unutmamak lazım, futbol izleyicisi stada geldiği an kör olur! 2003’te Ümit Karan’ın Adanaspor’a smaçla attığı ve dördüncü hakemin doğru bir şekilde iptal ettirdiği golü hangi Galatasaraylıya sorsanız dördüncü hakemi suçlar (o maçta orta hakemin hatalarından bağımsız olarak okuyun!). Tartışmalı pozisyonlarla ilgili statta bekleme süreci ortamı fena halde gerecektir (özellikle ev sahibi aleyhine çıkacak kararlar). Adama topun çizgiyi geçtiğini kanıtlasan sana iki pozisyon önceki faulü söylecektir. O yüzden teknolojinin hakemleri çok rahatlatacağını iddia etmek havada kalan bir tespit.
Halbuki futbolda en etkili teknoloji takdir-i ilahi! Almanlar 44 yıl beklediler, Lampard’ın pozisyonu kadar açık olmayan bir tartışma için “Yüzde yüz gol” pişkinliğiyle davranan İngilizlerin boynunun bükülmesi için... Arjantin’den o golü yiyen Meksikalıları Kosta Rikalılara sorsanız, size 2007’deki Gold Cup çeyrek finalinde yaşanan kırmızı kart rezaletini anlatırlar. Tottenham’da oynarken 2005’te Carroll’ın içerinden çıkardığı şutun sahibi Pedro Mendes iki yıl sonra Portsmouth formasıyla ManU’lu Vidiç’in kafasını içeriden çevirmiştir mesela...
Evet çok gelenekçi, çok romantik olabilirim ama bu oyun hikâyeleriyle güzel. Bu ‘Oynat Uğurcuğum’ modeli benimsense belki de Beşiktaş tribünlerinin yaratıcı tezahüratı “Pozisyon golmüş Allah belanı versin”i (kötü sözleri iyi kullanma sanatı) duyamayacağız. Bari burada teknolojiye yenilmeyelim...

(bu yazı 29 Haziran 2010'da Radikal'de çıkmıştır)

22 Haziran 2010 Salı

Fransa'nın elenmesine tepkiler...


Guy Roux: En azından turnuvanın ardından teknik adamın kellesini istemek zorunda kalmadık!


Aimé Jacquet: Bu fiyasko anılarımızda çok acı biçimde kalacak.

Jean-Pierre Papin: Bu akşam bu takımın bir rehberi olmadığına inandım.

Patrice Evra: Bu hafta içinde perde arkasında neler yaşadık anlatacağım. Fransızların bunu bilmeye hakkı var.

Franck Leboeuf:  Tam anlamıyla dibe vurduk. Federasyonda ciddi bir temizlik gerekiyor.

Bixente Lizarazu: Bazı oyuncuları Milli Takım'dan uzaklaştırmalıyız. Bu performansın özrü yok.

Roselyne Bachelot (Spordan Sorumlu Devlet Bakanı): Tam bir felaket. Nedenlerini araştırmak durumundayız.

11 Haziran 2010 Cuma

Holosko'dan Slovakya analizi


Filip Holosko, Dünya Kupası’nda Türk futbolseverlerin ve özellikle Beşiktaşlıların yakından izleyeceği bir isim. Slovak forvetle lig bitmeden önce telefonda konuştum. Tercümanı Emre beyin de yardımıyla ortaya ‘güzel bir iş’ çıktı. ‘Holosko’yla neler konuşmuşum bir bakalım.

Orada olmak ülken adına ne ifade ediyor?
- Tüm Slovakya bizden çok şey bekliyor. İlk defa Dünya Kupası’na katılmanın beklentisi bu. Bir yandan da Güney Afrika’ya girmek de çok büyük bir olay. Dolayısıyla başarısız olsak bile Slovakya için önemli bir şey yapacağız.

Taraftar desteğiniz olur mu?
- Taraftarımız da orada sayıca az olacak diye tahmin ediyorum. Oraya seyahatin pahalı olduğu bir gerçek. Sadece gücü yetebilenler gelecek. Yine de 1000, 2 bin kaç kişiyse orada onları görmek bizi mutlu edecektir.

Son durumunuz nedir?
İlginçtir, Türkiye’de oynayan iki oyuncu ben ve Vittek sakatlık yaşadık. Ama o zamana kadar iyileşip katkı yapacağımıza inanıyorum.

En çok kimlere güveniyorsun?
Stoch (dün itibarıyla artık Fenerbahçeli) müthiş bir sezon geçirdi. Onun yeteneklerine hayran biriyim zaten. Hamsik’in kısa sürede Serie A’nın en iyileri arasına girmesi önemli. Vittek müthiş bitirici. İyi bir takımız zaten.

Nereye kadar gidersiniz?
Onu kestirmek güç. İklim koşulları biraz değişik olacak. Anlık hatalar kaderleri çizecek. Paraguay’ı ve Yeni Zelanda’yı altımıza alabiliriz. Elbette en üst düzeyde mücadele etmeliyiz. Elemelerde de kimse bize çıkar gözüyle bakmıyordu. O periyotta oynadığımız gibi oynarsak ilerleriz.

Rakiplerinizi analiz eder misin?
Güney Amerikalılar topa fazla hâkim olmayı seviyor. Paraguay da öyle bir ekip. O yüzden Şili’yle bir hazırlık maçı yaptık ki benzer karakterde bir ekibi tanıyalım. Maç boyunca topun onlarda kalması şaşırtıcı bir deneyimdi. O maçta Güney Amerikalıların zaaflarını da öğrendik biraz. Hızlı çıkarsak savunmada zafiyet yaşayabilirler. Yeni Zelanda kupanın en zayıf ekiplerinden biri olarak gösteriliyor. Onlar için avantaj. Bir iyi sonuçla özgüvenleri çok daha fazla yerine gelecek.

Eski Çekoslavakya dahil o toprakların en iyi takımı hangisi?
Euro 1976’yı kazanan takım ve Euro 1996’da ikinci olan takımla kıyaslarsam, biz tarihin en iyi üç takımından biriyiz.

İtalya’yı yenerseniz Ferrari’ye mesaj atar mısın?
Niye atayım? Zaten yenmiş olacağız daha fazla üzmeye gerek yok.

Kupayı kim alır?
İngiltere.

Not: Ferrari sorusu tercüme edilirken Holosko’nun yanında oturan Çek Tomas Sivok “İtalya’yı yenemez ki bunlar” diyerek takım arkadaşına takıldı. Sivok’a, “Sence Slovakya ne yapar?” sorusunu yönelttiğimde şu yanıtı verdi: “Gruptan çıkmalarını dilerim. Böyle turnuvalar elemelere benzemez. Demin şaka yaptım çok iyi bir ekip olduklarını düşünüyorum. Biraz şansla yarı finale kadar bile çıkabilirler.” Sivok’un bu cevabına bu kez Holosko takıldı: “Tomas bize, bizden daha çok güveniyor.”

8 Haziran 2010 Salı

Sisman Robbie Williams penaltı yaptı Woody Harrelson kahraman oldu

UNICEF yararına Old Traffor'da müthiş bir maç varmış .

Kadrolara buradan bakabilirsiniz http://en.wikipedia.org/wiki/Soccer_Aid#2010:_Series_3

Maçın ful özeti burada http://www.youtube.com/watch?v=zVmkSeDjZAM

Penaltılar 1. bölüm: http://www.youtube.com/watch?v=WNnpEmWG9_U

Penaltılar 2. bölüm: http://www.youtube.com/watch?v=eh3mr8Ez4tg

Gelelim benim dikkatimi çekenlere:

1) Robbie'nin yaptığı penaltıyı tartışmaya gerek yok.

2) İki efsane boksör Joe Calzaghe ve Ricky Hatton'ın attığı penaltıları kalecilerin bilerek yediğinden şüpheleniyorum. Kodumu  oturtur babalar.

3) Damned United'da Brian Clough'ı oynayan Michael Sheen'in teknik direktör olması gerekirdi.

4) Sheringham'ı takım kursam hemen alırım.