25 Ekim 2010 Pazartesi

TweetliYorum


@ 
Seri bozulacak endisesi yuzunden senelerdir derbi heyecani yasayamiyordum, seri bitti, dertler de bitti.Heyecan var artik sadece!

@ Aykut hoca bu takımın her sene en iyi yaptığı işi bu sene yapmasına engel oldu.. Maçın beraberlikle bitmesinin müsebbibi O'dur..

@ "Kaybedecek hiç bir şeyi olmayan adamdan korkacaksın." sözü vücuda büründü. Daha baskılı olan GS 28 yıl sonra gol yemedi.

@ fark beklerken berabere kalmak. üstelik kötü oynayarak. kadikoyde hiç derbi kazanamadan geçen bir sezon sezon değildir.

@ Nuri SERT Rijkaard'ın gitmesi için oynamayan güruh belli oldu. Fakat yine de Hagi, Ayhan, Pino ve Elano'nun haklarını teslim etmek gerek.

@ G.Saray sadece F.Bahçe'yle değil, on yıllık mâkus tailhiyle de berabere kaldı.

@ mutsuz. Gs keske tam kadro gelseydi, o zaman kesin yenerdik. Maalesef 0-0'a sevinecek kadar vizyonsuz degiliz.

@ 10 yıllık gelenek bozuldu sonuçta. Bir Galatasaraylı olarak gayet mutluyum. Gönül isterdi ki kazanalım ama olmadı.

@ Fb son yıllarda derbileri kazandı ama şampiyon olamadı önemli olan sürpriz puan kayıpları yaşamamak derbide puan kaybedilebilir

@ Mutsuzum; sezon başından beri hedef maçları kazanamadık. "Sıkıntı var."

@ Fbahce 1 puan, G.Saray 1 puan + itibar kazandi, toplasan 3 etmiyor..

@ kotu olan kazansin demistim.. allahtan fener kazanmadi.. ben nerden bileyim yeneri ezecegimizi..

@ Sevincimiz macın berabere bitmesi degil Galatasaray'ın umut vermesidir..

@ fenerbahçe türkiyede 4-3-3 oynayabilecek tek takım niye oynamıyoruz onu anlamadımm

 kadikoy'e kazanmaya gitmemek, hirs yapmamak lazimdi. Akilli oynadik,bu sene kaybetmedik, gelecek sene icin cesaret kazandik

@ 10 yıl sonra 1 puan almak Gs takım ruhunu kazandırmış! Keşke Rijkaard takımın başındayken bu futbol ruhuna sahip olabilselerdi.

@ fenerbahce'nin mac oncesi herkes tarafindan favori gosterildigi ama galatasaray'in daha iyi oynadigi bir derbi oldu.

@ Rijkaardi gondermek 4.5 milyon euro hagiyi getirmek bedava kadikoyde beraberlik paha bicilemez. Hadi sabri bize uclu cektir:)

@ Kırmızı kartsız, pet şişesiz, kavgasız bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin Rambo ve MP5'ten daha az konuşulduğunu gördük.

15 Ekim 2010 Cuma

Futbolda Yüzyıl savaşları





Bugün nostaljik bir gün... Eski Radikal'e veda edip yeni Radikal'e geçiş zamanı. Aşağıdaki satırlar benim ikinci imzalı yazımdan tarih 14/04/2005. Bana ilginç geldi... Trabzonspor'un 2067'sinde yaşar mıyım acaba :) 

2002-03 sezonu başlarken Beşiktaş yönetimi parolasını açıklamıştı: '100. yılda şampiyonluk.' O hedefi yakalayan Siyah-Beyazlılardan sonra şimdi bu baskıyla boğuşan takım, doğum günü '20 Ekim 1905' olan Galatasaray. Trabzon yenilgisi sonrası oluşan endişenin sebebi 'şampiyonluğun kaçırılma ihtimali' değil, büyük ölçüde 'Fenerbahçe'ye kaptırılması' olsa gerek. Bu rekabetten daha sosyal bir içeriğe sahip olan Celtic'le Rangers arasındaki 'Yüzyıl Savaşları', Cim Bom ve Kanarya'ya için örnek niteliğinde olalibir. Celtic, rakibinin bir asırı geride bıratığı 1982'de şampiyon olurken, Rangers beş yıl sonra ipi göğüsleyerek bir anlamda rövanşı almış oluyordu. Peki Avrupa'nın diğer büyük liglerinde nedir bu '100. yıl hikâyesi' biraz ona bakalım.
Futbolun beşiği sayılan İngiltere'de 100. yılında şampiyonluğa ulaşan hiçbir takım yok. (Aston Villa ve Blackburn'un üçüncü lig şampiyonlukları dışında!) Adanın en çok şampiyonluk yaşayan takımları Liverpool ve Mancester United'ın İngiltere'deki egemenlik dönemleri 100. yaşlarına denk gelmeyince bu sevinci yaşayamamışlar. 100. yılını doyasıya kutlayamayan takımların başında ise 1986-87 sezonu sonunda küme düşen Manchester City geliyor. Bu arada bu şerefe ilk ulaşan takım 50. kuruluş yıl dönümünde ilk şampiyonluğuna ulaşan ve Galatasaray'la aynı yıl kurulan Chelsea olabilir (edit ). 'Mavililer' hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde doludizgin bu hedef doğrultusunda ilerliyor. 


Serie A'da ise 100. yılda şampiyon olma geleneğinden söz etmek mümkün. Ülke futbolunun iki devi Juventus ve Milan Scudetto'ya uzanırken, Serie A'da sadece iki şampiyonluğu bulunan Lazio bir tanesini de bu özel yılına denk getirmiş. Ligin diğer büyüklerinden Inter'in kuruluş tarihini 1908 olarak hatırlatırsak '2008'de Serie A'nın şampiyonu kim olur?' sorusunun cevabına ufak bir ipucu vermiş olabiliriz. (edit: Inter şampiyon oldu!

100. yıl kutlamasını en dramatik yaşayan takımların başında ise Real Madrid geliyor. 2001-2002 sezonunda şampiyonluğu Valencia'ya kaptıran Galaktikos, kurulduğu tarih olan 6 Mart günü Santiago Bernabeu'da büyük bir şölenle birlikte Kral Kupası'nı Deportivo'ya teslim ediyordu. Madrid ekibi Şampiyonlar Ligi'ni alarak hayal kırıklığını unuturken düşman kardeş Atletico Madrid, kuruluşun 100. yılında ancak 11. sırayı alabiliyordu. Barcelona ise '100 kulübü'ne girdiği sene olan 1999'da son lig zaferini kutladığından habersizdi (edit: üst üste beş yıl kupayı alamadılar.) 

Benfica'nın boynu bükük

İber Yarımadası'nın diğer tarafında da Devler Ligi'nin son şampiyonu Porto, Avrupa futboluna 60'larda damgasını vurmuş bir takım olan Benfica'ya 'Yüzyıl Savaşları'nda üstünlük sağlamış durumda. Porto hem kendisinin hem de Lizbon ekibinin bu önemli kilometre taşında rakibini ikinci sırada bırakarak mutlu sona ulaşmış. 

Almanya'da ise Bayern Münih, ülke futbolunun 'tekel'i olduğunu 100. yaşında şampiyon olarak bir kez daha ispatlıyor. Bavyera ekibinden sonra Bundesliga'da en fazla şampiyonluk yaşayan Nürnberg ise 100. yılını ikinci ligin vasat bir takımı olarak tamamladı. 

Galatasaray'ın kuruluş tarihi 20 Ekim olduğu için 2005-2006 sezonu da 100. yıl kontenjanına girebilir. Ancak büyük olasılıkla bu sezon bittikten sonra bir sene bu tartışmalardan uzak kalacağız. Ta ki Fenerbahçe'nin 'Her branşta şampiyonluk' hedeflediği 2007'ye kadar. (edit O sezon Fenerbahçe, 2005-06'da Galatasaray, 2006-07'de Fenerbahçe şampiyon oldu)

Klişelere gel: Futbolun beşiği sayılan İngiltere hahahaha amatördük o zaman!!!


11 Ekim 2010 Pazartesi

Adım adım ilerlemek her zaman iyidir


Arkadaşım Emin Özgür'den gelen maili buraya koyuyorum. Yarışa katılan herkese başarılar...

Merhabalar, yine senenin o zamanı geldi ve yine 2008 ve 2009’daki gibi Avrasya Koşusu’nda Adım Adım isimli koşu kulübümüz ile birlikte 15 km koşarak bağış topluyorum.   

Geçen senelerde sizlerle birlikte:
·         2008: Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği için 2570 TL toplayıp bir adet elektrikli tekerlekli sandalye aldık.
·         2009: Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı için 4930 TL para toplayıp 89 adet ilkokul çağındaki çocuğa eğitim desteği verdik. 

Bu sene de TOG (Toplum Gönüllüleri Vakfı) Gençlik Bursları Kampanyası için para toplamaya karar verdim.  Bu vakıf hakkında detaylı bilgi için http://www.tog.org.tr/ adresine bakabilirsiniz.   Kısacası bu burs ile ihtiyacı olan üniversite öğrencilerine yardım ediyoruz. 

TOG’un benzer derneklerden en büyük farkı öğrencilerin bursu karşılıksız olarak değil, kendi buldukları sosyal sorumluluk projeleri ile almaları ve senede en  az 16 gün bu projelerde çalışmaları, ardından da projeleri raporlamalarıdır.   Böylece kendileri burs alırken bir taraftan da ihtiyacı olan başkalarına da yardım etmeyi öğrenmektedirler.  TOG kendini kısaca şöyle tarif ediyor: “Toplum Gönüllüleri, farklılıklara saygı, şeffaflık ve hesap verebilirlik, yerel katılım, girişimcilik,  ekip çalışması ve hayat boyu eğitim ilkeleri ışığında “Eleştirmek değil, değiştirmek için” çıktığı yolda, gençliğin enerjisini sosyal faydaya dönüştürmek için çalışmalarını sürdürmektedir.”

Eğer bana destek olmak istiyorsanız sizlerden ricam şimdi 5 dakikanızı ayırarak aşağıdaki hesap numarasına (TOG Hesap numarası) gönlünüzden geçen miktarda bir bağışta bulunmanız.

TOG Banka Hesap ve İletişim Bilgileri
Alıcı Adı: Toplum Gönüllüleri Vakfı
Banka Adı ve Şubesi:  Garanti Bankası, Bağlarbaşı Şubesi (422)
Swift: TGBATRIS
TL Hesap No: 629 7467
IBAN: TR18 0006 2000 4220 0006 2974 67
İletişim Bilgileri:  Burcu Haylaz (burcu.haylaz@tog.org.tr) Hobyar Mah. Rahvancılar Sk. No:7, 1. Vakıf Han Kat 1, Eminönü, 34112 İstanbul
Telefon: 0212 522-1032
Takibi kolaylaştırması açısından havalenizdeki açıklamayı aşağıdaki gibi yapabilirseniz daha iyi olur.
Açıklama: AA, EOZGUR, [Sizin ADINIZ]” (Misal, adınızın birçok Türk erkeği gibi Mehmet Yılmaz olduğunu kabul edersek: ”AA, EOZGUR, MEHMET YILMAZ” yazınız).

Bankaya gönderdiğiniz miktarı bana e-maille bildirebilirseniz ben de takip edebilirim.

Adım Adım Hakkında:

Adım Adım ecnebi ülkelerde Charity Run olarak bilinen, yardım için sportif faaliyetler düzenlenmesine aracılık eden bir spor kulübüdür.  Bizler adına sivil toplum kuruluşları ile konuşmakta, onları organize etmekte ve sporcuları spora ve yardıma teşvik etmektedir.  Daha fazla detay için: www.adimadim.org

Koşularım Hakkında:

Koşularım ve katıldığım yarışlarını bazıları hakkında yazdığım eski yazıları şuradan okuyabilirsiniz: http://sarapci.com/tag/kosu/ 

Vergi Muafiyeti Hakkında:

Toplum Gönüllüleri Vakfı’na 29.07.2004 tarih ve 2004/8253 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla vergi bağışıklığı statüsü verilmiştir. Bu statü ile TOG’un bağış kapsamında düzenlediği makbuzlar, vergi matrahı tespitinde gelirden indirilir.
Toplum Gönüllüleri Vakfı hesapları bağımsız denetleme kuruluşu Mazars/Denge tarafından denetlenmektedir.

10 Ekim 2010 Pazar

Berlin notları, Mesut ve Cartel

Berlin’e gelmişken ve bir milli maç varken ‘Türk mahallesi’ne gitmemek olmazdı. Kreuzberg’de U Bahn’dan çıkar çıkmaz karşıma yeniçeriler dikildi! Öğle suları olmasına rağmen Türkler yavaş yavaş stada gitmek için hareketlenmişti. Frankfurt’tan gelen ‘Genç Avrupalılar’, bir televizyon kanalı görür görmez kamera önünde zıplamaya başladı. Kreuzberg Merkezi apartmanının hemen önünde gerçekleşen mini şovdan sonra, sanırsam liderleri küçük bir konuşma yaptı: “Bu akşam Mesut da yanlış yaptığını anlayacak. Gerçi bizi onu da seviyoruz ve gururlanıyoruz.”
Mesut konusu elbette Türklerin ana gündemi. Yolda yürürken bir grupla sohbet ettik. Dördünün de çocuğu yokmuş ama yine de birine sordum: “Eğer oğlun bir gün gelse ve ‘Baba, ben Alman Milli Takımı’nı seçtim’ dese, ne yaparsın?” Cevap basitti: “Evlatlıktan reddederim.” Yanındaki eleman hemen atladı: “Real Madrid’e gidecekse sorun yok!” Bu arada Almanya’da yaşayan Türkler de Mesut Özil’in Galaktikos’a transferinde pasaportun etkisinden dem vuruyor. Çocuğun hakkını veren görmedim.

Kreuzberg turunda bir Türk kahvesi yerine Fas kahvesine oturdum! İyi de olmuş... Amigo Birol’un kırmızı-beyaz çığırışları arasında bir Alman çocuk geldi. Mihmandarım Selçuk ağabey sayesinde biraz konuştuk. “Maçı 3-0 alırız, iki Mesut, bir de Nuri atar” dedi. Berlin’de yaşıyor ama Dortmund’du tutuyormuş. Gazeteci olduğumu öğrenince bilet sordu. Sonra da Almanların bilet bulmada yaşadığı sıkıntılardan dem vurdu. Ara not: Ben stada geldiğimde saat 17.30’du ve gözümün önünde 300 ‘öyro’dan iki bileti Almanlara 600 avrodan okutan gördüm.

Türk gazetecilerin zaferi Berlin’in popüler yerleri KaWeDe, Alexanderplatz, Zoolicher Garten gibi yerlerde “Oh Türkiye” sesleri arasında dolaşırken iki Alman taraftarın, “Evimizde düştüğümüz çileye bak” bakışları iç burkucuydu. Olimpiyat Stadı’na giden trende de durum farklı değildi. Bir ara vagonun salladığını hissedince içimden, “Buraya kadarmış” diye geçirdim. Ve trenden çıkış anı... Euro 2008’de Çek ve Hırvat maçlarını yaşamış biri olarak gurbettekilerin Milli Takım kavramından neler hissettiğini iyi biliyorum. Stat girişine kadar herkes dik ve gururlu yürüyordu. Tek fark, etrafta hava atacak Alman yoktu!

Bu arada günün ilk galibiyeti Alman gazetecileri 7-3 mağlup eden Türk gazeteciler aldı. 11’erli takımlarda oynanan maçını yıldızı Hürriyet’te yazan Hakan Ünsal’dı. Eski Galatasaraylı oyunu dört gol attı. Bu arada Taraf yazarı (Yakın arkadaşım) Fikret Doğan da, iki asist ve bir golle skora katkıda bulunan isimlerdendi. Fikret daha sonra bana ülkedeki ünlü Türklerle ünlü Almanların yaptığı maçı da Türklerin kazandığını söyledi. Bu maç televizyondan da yayımlanmış. Ama en önemlisi asıl maç, Olimpiyat Stadı’ndakiydi ve bu mücadelenin galibi, malum Almanya oldu.

Maçtan önce Mercedes’in bir organizsyonunda Yıldıray Baştürk’le konuşma fırsatımız oldu. Eski milli futbolcu Mesut için şu ifadeleri kullandı: “Onunla gurur duymalıyız. Ne şartlarda seçim yaptı bilemeyiz.” Yıldıray boşta olmasıyla ilgili de Ahmet Çakır ağabeyin tanımıyla ellerini açıp “Kader” dedi!

Not: Maç yazısında şöyle yazmıştım Mesut'u görünce aklıma Cartel'in efsane albümündeki Da Crime Posse şarkısı geliyor: Vatanımızda Almancı burada yabancı, bu duyguyu sezmek inan ki çok acı... Sarkının linki: http://www.youtube.com/watch?v=_9zu_RQibrc

5 Ekim 2010 Salı

Mr. Hicks my arse!!!

Bu videoyu Goal filmlerinin yapımcısı Mike Jefferies çekmiş.

Bir ara kulübü almaya çalışan Jefferies geçenlerde bu mektubu yazmıştı: http://tinyurl.com/2d6874p


Yetmemiş üstüne bu videoda Liverpoollular Mr Hicks'e sokup çıkarmış!


02.10'da çıkan abinin lafları (bazı insanları ağır Scouse aksanından anlamak imkansız) dehşete düşürdü beni!

"Mr Hicks ailenizi hayal etmenizi istiyorum ki Liverpool bizim için bir ailedir. Sonra da ailenizin her bir üyesine sürekli  tecavuz edildiğini düşünün..."

Onlardan sonra çıka abi de şahane: "Ben komedyenim ama bu şehire yaptıklarınızdan daha komik (föni) bir şey görmedim."


2 Ekim 2010 Cumartesi

Doll'un kendini koymadığı en iyi Doğu Almanya 11'i



Az önce Altan Tanrıkulu bahsedince aklıma geldi.Geçen kış Doll'la Antalya kampında konuşmuştuk. Bizim internet sitesinde de bu şema yokmuş. Buyrun bakın...