31 Ocak 2011 Pazartesi

Banliyönün Rockçı Schuster’i Guti



   José María Gutiérrez Hernandez, işçi sınıfının muhiti olan Torrejon banliyösünde büyümüş bir isim. Kırmızı tuğlalı evler arasında top oynarken sarı saçları nedeniyle şu an Beşiktaş’ta birlikte çalıştığı hocasının lakabını almış: Schuster. Real Madrid’in Ciudad Deportivo Antrenman Merkezi’ne giderken yanında çoğu zaman annesi Carmen varmış. Carmen ‘cehennem’ olarak nitelediği tren yolculuklarıyla ilgili bakın neler söylüyor: “Yaşadığımız tüm kötü anlara anlatmayacağım. Bazen durup dururken birileri bizi hedef alıp yanımıza gelip oğlumla beni aşağılardı. Bir gün bir adam karşımızda cinsel organını gösterdi. Guti o zaman daha 10 yaşındaydı düşünebiliyor musunuz?”
     Bu zorlu zamanlar Guti’nin asiliğini de ortaya çıkarmış. İlkokul karnesinde şunlar yazıyormuş: Agresif bir çocuk. Arkadaşları arasında soytarılık yapmayı seviyor. Kapasitesi var ama ortaya çıkaramıyor.  Daha iyisini yapabilir!” Las Gaviotas okulunun müdürü de Guti için “Düzensiz ve sürekli tembel” tanımını yapıyor. O dönem Guti kulağında Walkman, rock kariyeri düşlüyormuş. Hatta Torrejon Festivali’nde bir yarışmada sahneye çıkıp Europe’un efsane şarkısı Final Countdown’ı söylemiş! Müzik tecrübeli yıldız için öyle bir tutku ki artık kendi müzik şirketi var: Pua Producionnes. Ara not: Şirkete bağlı Preciados (resimdeki abiler) adlı grup 2010 Vuelta Bisiklet Turu’nun resmi şarkısını yaptı. Guti müziğe dair şunları anlatıyor: “Hala rockla uğraşmak istiyorum. Her zaman şarkı söylemek istedim. Bu benim en büyük hayalim.”
     Guti’nin en ilginç yanlarından biri bazen kendi ‘sendikası’nı kurması ve maç içinde greve gitmesi! Yıldız futbolcunun bilinçli olarak kendisine gösterilen tepkilere karşı tepki olarak isteksiz tavırlar sergilediğini iddia eden Real taraftarının sayısı hiç de az değil. Anne Carmen bu durumu şöyle anlatıyor: “Bir gün oğluma ıslıklara bir çözüm bulması gerektiğini ve neden Gravesen veya Makelele gibi koşmadığını sordum. Bana ‘Anne futbol topa sahip olma ve hükmetme oyunudur, maraton değil! Diğerleri istediği gibi koşabilir. Ben koşmayı bilmiyorum ama oynamayı biliyorum!’ dedi.” Bu sözleri eski Realli golcü Alfonso Perez tamamlıyor sanki: “Eğer Guti, Raul gibi oyunu için fedakarlık yapsaydı şimdi dünyanın en iyilerinden birinden bahsedecektik. Bu durum üzücü o Zidane’la yetenek olarak eşit sayılabilir ama profesyonelliği çok daha az…”


Guti Haz. nedir? Hatırlarsınız Guti, Real Madrid’de oynarken sırtında Guti Haz. yazıyordu. Ailesine çok önem veren İspanyol yıldız annesi baba adı Gutierrez’in kısaltmasını kıskanıyor diyen anne soyadı Hernandez’in ‘H’sini almış! ‘A’ ve ‘Z’ de çocukları Aitor ve Zaira’nın baş harfleri.
*Geçen Nisan’da So Foot dergisinde çıkan bir mini dosyayı rahmetli GOAL dergisine aylar sonra yazmıştım. Aylar sonra sıra blogdaymış...

27 Ocak 2011 Perşembe

Gerets ve Tulun

Gerets bu ülkeden gitmesine çok üzüldüğüm teknik adamlardan biridir.
Eski laptopumda bir dosya buldum. 2006'da yaşanan eski şampiyonluktan sonra o zamanki sportif direktör Bülent Tulun'la konuşmuşum. İlginç anektodlar var, buyrun aşağıdan yakın.
Teknik direktör Eric Gerets'in şampiyonlukta rolü büyük. Gerets ismi nasıl ortaya çıktı? 
Bana verilen bütçeye göre üç aday çıkarmıştım: Co Adriaaense, Ronald Koeman ve Eric Gerets. Hollandalılardan biri Porto'ya gitti (Co) diğeri de bizi sürekli oyaladı. Gerets'e Galatasaray'ı uzun uzun anlattım ve etkilendi. Yaklaşık beş buçuk saat görüştük, para konusu sadece beş dakika sürdü. Sonunda bana "Başım sıkıştığı zaman omzuna yaslanıp ağlayacağım kişi sen misin?" dedi. "Evet, benim" diye yanıtladım. Wolfsburg'dan istifa ettiğinde sadece prensipte anlaşmıştık.
Nasıl biri biraz anlatır mısınız? 
Gerets'i futbolculuk dönemimde de beğenirdim. Teknik direktör olarak gözü kara, dinamik, çok centilmen, aşırı disiplinli. İnsana enerji veren bir yapısı var. Florya'da insanlar hep canla başla çalışırlar. Ama bazı insanların yeri ayrıdır, Gerets de onlardan biri. (Bu özel insan havalimanından gittiğinde yanında sadece Tulun vardı!)
Geçelim bu sezonun en çok konuşulan konusu, para krizine. Sizin konumuzun yönetim ve futbolcuların ortasındaydı. Politikanız neydi? 
Futbolcular, bir gün gelip "Biz adam yerine konmak istiyoruz" dedi. Üç ay boyunca yönetimden Allah'ın kulu Florya'ya uğramamış. Duygusallığı çoğu zaman profesyonelliğin önüne geçen futbolcular için önemli kriterler bunlar. Oyuncuların yanında olduğumu göstermek zorundaydım ve öyle de yaptım. Öyle anlar oldu ki başkanla karşı karşıya kaldık. Sonra her şey tatlıya bağlandı.
Protesto olayı nasıl atlatıldı?  

Protesto oyuncuların hakkıydı. Yalnız şunu iyi ayırt etmek lazım. Boykot yapan adam sabah idmana çıkmayıp, akşam takım halinde çalışmaz. Kaşıbeyaz toplantısı üzerine futbolcuların Gerets'le konuşup kendilerine antrenman ayarlaması gerçekten inanılmaz bir olaydı.
Bu noktada Gerets ne yaptı?

Gerets para konuşmayı hiç sevmez. Ancak bir gün geldi ve "Paramı istiyorum. Çocukların paralarını da vereceksiniz" dedi. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum. Orada olanlar her halükârda bizi kenetlemiştir.
Denizlispor-Fenerbahçe maçından gol haberi gelince herkes çılgına döndü. İlginç bir anınız var mı? 
Yedek kulübesinin oraya indim. Gerets, kafasını ellerinin arasına alan Hasan Şaş'a "Son, son, concentration, discipline" diye bağırıyordu. Hasan orada döndü "Impossible" diye cevap verdi. (gülüyor)
Şampiyonlukta payları dağıtsanız...  

Öyle bir yüzde vermem doğru olmaz, çünkü herkes çok özveriliydi. Ancak tüm genç oyuncuların bu şampiyonlukta payı olması benim için ayrı bir mutluluk. Onların hepsini oğlum gibi seviyorum. Özellikle Aydın'ın Konya deplasmanında attığı golü unutamam. O maçtan bir hafta önce Gerets'le birlikte PAF maçında onu seyrettik. Maçtan sonra "7 numarayı getirin" dedi. Birkaç gün A takımla idmana çıktı ve sonra bize üç puanı getirdi.
Son olarak Adnan Sezgin'in göreve getirilmesi sizi nasıl etkileyecek? 
Rezervasyon memuru gibi orada oturmayacağımı herkes biliyor. Görev tanımım içinde yönetim benden ne isterse, onu yerine getirmek için elimden geleni yaparım. Hayatım boyunca Galatasaray menfaatlerini düşünerek adım attım. Bize önce camiayı korumamız gerektiğini öğrettiler. Ancak şunu söyleyeyim Adnan Sezgin'in benim yerime göreve getirileceği yönünde iddiaların basına sızdırılması takımı çok etkiledi. Zihinsel olarak çok yoruldum ama bu şampiyonluk her şeye değer. (Yazarın notu: Galatasaray'da çöküşün başladığı anlardan biri olarak tarihe geçmiştir bu operasyon)

21 Ocak 2011 Cuma

Bogdan Stancu'yu tanıyalım





Gokhan Caliskan sevgili Vivet Kanetti'nin tabiriyle 'tivitdaş'larimdan. Kendisi Romanya'da yaşayan sıkı bir futbolsever. Galatasaray malum Bogdan Stancu'yu aldi. Tamam goruntulerden falan anliyoruz az cok ama Gokhan'a sordum durumu. İyi de yapmisim... Belki de ogrenemeyecegimiz bir hikayeyi anlatti Gokhan.  


      Bazen futbol hayatiniz da tahmin edemeyeceğiniz dramalar sunar size. Stancu'nun hikayesi de bunlardan biri... Fakir bir ailededen yetisen Stancu'nun cocuklugunun kolay oldugu soylenemez. 14 yasinda babasinin olumuyle sarsilan bu cekingen, icine kapanik cocuk kendinden beklenenin fazlasini verecekti.
        Stancu 1998 yilinda bir cocuk futbol klubunde bu oyunu oynamaya basladiginda etkilendigi seylerin basinda maddi olanaksizlik bulunuyordu. Diger cocuklarinki gibi guzel ayakkabalari alma hayalleriyle yasiyordu. Annesi lastik fabrikasinda calisirken babasinin da kalp sorunlarin nedeniyle hastahanede yatiyor olmasi basina gelebilecek en kotu seylerden biriydi.
       Hastahaneye gitti gunlerden birinde babasina "İyi olacaksin, yarin macimiz var ve ben sana resimlerimi getirecegim" dediginde Stancu babasini son kez gordugunu ve hayatinda yeni bir donemin basladigini bilmiyordu. Babasinin "Evet ben de gelecegim oglum" demesi ikilinin son konusmasi oldu.
      Babasi, Stancu odadan ciktiktan sonra akademinin kocuna "Ogluma iyi bak, annesinden baska kimsesi yok" diyerek emanet edecgi yeri belirledi: Futbol. Babasi oldukten sonra hocasi Ianovschi Stancu'ya bir kac gun izin verdi. Stancu orataliklarda yoktu ve bir müddet antrenmana hic gelmemisti. Hocasi onu arayip buldu. Stancu hocasina "Eger benim icin buralar kadar gelmeseydiniz ,artik futbol benim icin bitmisti " dedi.
      Cok calisip profosyenel olmaya hak kazanan Stancu ne teseduftur ki ilk macini da kariyerinde parlak yillara imza atacagi Steaua Bukres'e karsi oynadi Arges Pitesti formasiyla. Utangacligi, sevimliligi nedeniyle "Kedi " lakabini verdi Ianovschi ona. Bos zamanlarinda tennis oynayan ve bilgisayarda Fifa serilerine takilan Stancu'nun saha ici performansi taraftarla beraber ust duzeye cikacak nitelikte. 
       Arges Pitesti 2. kusak Romenlerin yetistirdi en buyuk golcu olan Adrian Mutu'nun da yetistigi klup. 1998 yilinda Arges Pitesti formasıyla Istanbulspora gol atan Mutu'yu o dönem Adnan Sezgin begenmemisti. Stancu'yla ayni firsati kacirmadi sanki...

STANCU'YLA İLGİLİ KISA KISA
  • En onemli ozelligi bitirici vuruslari. 
  • Ayagini yumusak kullanan bir futbolcunun bu kadar sert sutlar atmasi da onemli. 
  • Uzun mesafede top surme yetenegi yok ama kisa mesafede cabuk hizlanabilen biri. 
  • Oyun sekli olarak verebilecegim en guzel ornek Alex de Souza. Orta saha oynuyormus gorunuyor ama bildigin forvet islevi yapiyor orta sahaya cok da katkisi yok. 
  • Cok disiplinlidir gece yasamiyla isi olmaz
  • Becali uc hafta once onu basinin onunde fircalayinca karsi basin toplantisi duzenleyip "Becali lutfen bana bulasmasin cunku soyledigi seyler benim futbolumu, hayatimi etkilemez. Diger insanlar hakkinda konussun" dedi. 
  • Her sezon yaklasik 30 mac oynuyor olmasi kendine iyi baktiginin sakatlanmadiginin gostergesi.
  • Cok sert mudahelelerden kacar. Oyuna kustugunu hic gormedim ama sert futbola karsi dayanakli olabilecek mi bu bir soru isareti.
  • Attigi gollerin cok olmasinda penaltilarin da payi var Turkiye'de sira ona gelir mi bilinmez.
  • Bir de Steaua'nin yildiziydi, kurtaricisydi. Galatasaray'da umarim sindirilmez, gerci Hagi'nin de buna musaade edecegini sanmam.

20 Ocak 2011 Perşembe

Cemal Ozgorkey baskanliga adayligini koydu

Kamuoyuna Duyuru;
Değerli Galatasaraylılar;
Uzunca bir süredir camiamızın yaşadığı sıkıntılar, yeni stadımıza kurucumuz Ali Sami Yen’in adının verilmemesi ve 15 Ocak 2011 gecesinde de yeni Ali Sami Yen Stadımızın açılışının doğru organize edilememesiyle en üst seviyeye ulaşmıştır. Aradan geçen bunca gün ve saate karşı, bir açılışı yönetememiş ve ulusal krize çevirmiş olan Galatasaray Spor Kulübü Yönetimimiz, hala durumu Galatasaraylılar lehine toparlayabilmiş değildir. Tam hazırlanmadan, iletişim çalışmaları bitirilmeden, alınan aceleci kararlarla Galatasaray’ı hak etmediği yerlere sürüklemişlerdir. Buna hiç kimsenin hakkı olamaz. Galatasaray Başkanı’na yakışan, arkasında taraftarını ve davetlilerini bırakarak ayrılmak değil durum ne olursa olsun Galatasaray’a sahip çıkmaktır. İyi organize olarak tamamlanabilecek bir açılış, maalesef iletişim eksikliği ve muhtemel krize hazırlanmamak, sonucunda da krizi yönetememekten dolayı bugün ülke gündemine oturmuştur. Kameralarla suçlu arayanlar, Galatasaraylılardan önce suçu kendilerinde aramalıdırlar. Galatasaray, dünyada hiçbir kulübün sahip olmadığı ve olamayacağı bir geçmiş ve kültürden gelmektedir.  Nasıl ki bir insanın davranış özellikleri varsa, Galatasaraylılarda da yüzyılların getirdiği davranış özellikleri vardır. Bizler; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür Galatasaraylılarız. Galatasaray’ın yapısı sadece futbol kulübünden oluşmamıştır. Bizi herkesten ayıran farklarımız hep olmuştur, olacaktır. Ancak bu farkları bilerek ve buna göre hareket ederek bir bütün olabiliriz.
22 Kasım 2010’da, iki buçuk yıl görev aldığım yönetim kurulu üyeliğimden istifa etme nedenlerim arasında, Genel Kurul üyelerini temsil etmekten çok uzaklaştığımızı, ortak karar alınamadığını, kurumsallaşmanın gerçekleşmediğini belirtmiş ve “ olanlara kayıtsız kalmak, bahaneler ileri sürmek ahlakımız dışındadır’’ açıklamamla beraber, “bilinçli veya bilinçsiz erozyona uğratılan değerlerimizi korumak için doğrularım gereği ayrılıyorum’’ beyanatını vermiştim. 
Galatasaray ‘ın bize miras değil gelecek yüzyıllara emanetimiz olduğu bilinci, ortak belleğimiz, ortak değerlerimiz adına, önümüzdeki ilk olağan veya olağanüstü seçim sürecinde, Galatasaray Spor Kulübü Yönetim bayrağını devralmaya hazır olduğumu belirtmek isterim.  Saygı ve sevgilerimle,
Cemal Özgörkey

18 Ocak 2011 Salı

Zapatist Galatasaray


Galatasaray 'da ( taraftarlar arasında ) 'zapatist'bir rüzgar esiyor... 
Hürriyet gazetesinde, Kanat Atkaya'nın 
'sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz' 
düşüncesini gerçekten benimseyen, 
destekleyen Galatasaray'lı epeyce vardır; 
keşke, 
Galatasaray, 
zapatist bir ruhu 
hayata geçirebilme imkanını 
doğru bir istikamette kullanabilse 
diye hayal etmek güzel... 
'futbol sadece futbol değil, spor sadece spor değil' 
şiarının 
kayıtsız şartsız hakimiyetini ilan ettiği bugün,
hoyrat Dünya gerçeğini paramparça edebilecek bir hareketi, 
bir duruşu, 
20. yüzyılın ilk senelerinde, 
daha yenilmemiş, 
henüz pes durumu, 
sabit kalemle çizilmemişken, 
o efsane
Ali Sami Yen ruhunu 
yeniden hayata dönüştürebilmek 
keşke mümkün olabilse...
keşke bu dönüşümün fişeğini Galatasaray işaretleyebilse,
hatta,
mümkün olursa 
zapatist bir rüzgarı 
olanca gücüyle üfleyerek doldurabilse, 
estirebilse...
daha çok, futbol taraftarları içinde, Beşiktaş'ın 'Çarşı' grubuna yakıştırabileceğimiz bir rüzgar, 'Zapatist bir rüzgar', Galatasaray'da mümkün olabilse..! 
Galatasaray kurumlarını 
( Lise, Üniversite, GS SK vs...), 
Devlet' in gücünü elinde tutan, 
ve herhangi bir modern demokraside, 
bu gücü, 
sadece, 
hukuk üzerinden kullanabilmesi mümkün olacak 
İktidar'ın, 
Türkiye'de olağan sayılacak 
hışmından koruyabilmek için, 
Galatasaray büyükleri sırasıyla, 
Başbakan'dan özür diliyorlar...
Çünkü en iyi, 
en doğru şekilde 
biliyorlar ki, 
burası, 
İttihat ve Terakki 
geleneğinden 
usullerinden 
yönetilen, 
modern demokrasiyi bir türlü içselleştirememiş, 
tesis edememiş, 
sindirememiş 
bir ülkedir...
İttihat ve Terakki döneminden kalan usullerle, 
dağıtılan ayrıcalıklardan, 
haklardan vareste tutulmak istemeyen Galatasaray için, 
bir çıkış yolu arıyorlar...
(nihayetinde, üst kullanım hakkı dediğimiz şey, veya, oranın şuranın tahsisi için, genel hukuk devleti hükümlerinin değil de, hatır gönül ve ilişkilerin esas olduğu bir sistem. Bilhassa büyük futbol klüplerinin vergi yükümlüklerinden - af ve benzeri İktidar tasarrufları hikmetiyle- kurtulmaları, herhangi bir modern demokraside pek mümkün müdür ? UEFA kriterlerinin yürürlüğe girecek olması da, bu durumun bir tespiti özelliğini taşımıyor mu ? hatta, serbest piyasa usullerinde haksız rekabet sayılacak bir sürü ayrıcalığı, hepimiz, herkes talep etmiyor muyuz..?)
eğer burası, modern demokrasi usullerini içselleştiren, AİHM 'nin 'handyside' kararı ile ilgili içtihatını ( otorite veya çoğunluğu bilhassa rahatsız edebilecek, aykırı düşunceler toplamı için ifade özgürlüğü...) içselleştirmiş bir rejim olsaydı, geçtiğimiz cumartesi günü, GS SK TT Arena' nın açılışında, Başbakan, kendisine yönelik protestolara aldırmaz, bunun demokrasi oyununun kuralları içinde kaldığını bilerek, oraya, şuraya, buraya, tehdit yağdıramaz ve esas, bütün bu işler için, ( TOKİ başkanının itirafları sonrasında - bu işleri bizzat Başbakan' ın talimatı ile sonuçlandırdık sözleri -) kamu soruşturmasına tabi olması gerekirdi...   
Böyle olmadı...
Galatasaray 'dan (yönetenlerden), Zapatist bile değil, hiç olmazsa Ali Sami Yen ruhunu yansıtacak yansıttıkça çoğaltacak bir ışık da çıkmadı...
telaşa bile kapıldılar... 
GS SK başkanı dik bir duruşu sahiplenemedi, istifa etmedi. 
GS SK başkanının istifasını talep eden Galatasaray büyükleri, İttihat ve Terakki geleneğini bugün de sürdüren İktidar ve otoriteyi temsil eden, Başbakan' dan özür dilediler...
Galatasaray heyecanı ile içleri titreyen, yönetilenlerden kaynağını bulup, esebilecek 
Kanat Atkaya'nın tarif ettiği 'sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz' şiarlı bir zapatist rüzgar Galatasaray bayrağını dalgalandırır mı ? 
keşke...
hiç olmazsa, geçen yüzyılın başındaki temiz, ideal yüklü, Ali Sami Yen ruhunun 
rüzgarını püfür püfür estirebilmek mümkün olsa ?
öylece, 
imtiyazsız, 
haklarımız ve yükümlüklerimizin sınırları, modern demokrasinin hukuk hükümleri çerçevesinde şekillenecek Türkiye'yi,
GSli, Zapatist, Ali Sami Yen, vs...
hepimiz beklemekteyiz...  
olsun öyle bir Türkiye, 
olsun da, 
yeter ki olsun da...
'sokakta oynar, kaldırımlardan destekleriz'


Bu yazıyı Çağlar Şavkay ağabeyim http://www.ikincigrup.com/ sitesine yazmış. Eline sağlık...

Once isini duzgun yapacaksın

Fotoda goruldugu gibi TT Arena'da deplasman tribunu alt ve ust olmak uzere ikiye ayriliyor. Alttaki koltukların hemen arkasinda localar var. Turkiye'de yasayan ve maca gitmis her vatandas bilir ki bu son derece riskli bir konumlandırma.

Dogan Grubu'nun gezisi sirasinda Fanatik'ten Serdar Dincbayliyla bu durumu fark etmiş ve gulmustuk.


Az once Emniyet, bir aciklama yapti "Sadece ust tribune taraftar alinacak" diye. Bu maclik (Sivasspor) idare edilir ama daha sonra ustte tarafta sola saga bir genisleme yapilmasi gerekecek. Haliyle o bolgede kombineleri olanlari kaydirmak gerekecek. Tampon bolgeyi daraltacaklar. Bir suru tantana yani.

Galatasarayin kombine satis ekibi yonetimi eminim ki bu konuda defalarca uyarmistir. Yonetim de "siz satın ileride hallederiz. acil paraya ihtiyac var. dunya capindaki yildizlar Ali Turan Serdar Ozkan'ı falan almamiz lazim" diyerek durumu gecistirmistir!!!

Galatasaray Cisse'yi istiyormus

Az önce Yunan bir gazeteci arkadasim aradi.

The Professor-El  Docente Adnan Sezgin'in Fransız golcü Djibril Cisse icin Atina'da oldugunu soyledi.

Cisse'nin bonservisinde 14 milyon euroya serbest kalir ibaresi var.

Mali durumu mukemmel durumda!!! olan Galatasaray 7 milyon euro vermis.

Pao 10 istiyormus...

Yoncalar bu ara yonetim krizi yasiyormus. İki ortak istifa edince baskan da birakmis.

"Cisse giderse taraftar kulubu basar" dedi Antonis...

Bu arada Cisse "Galatasaraya elbette gelirim. Basbakana yapilan protestoyu dogru bulmuyorum ben de cok ozur dilerim" dememis...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Muhammed Ali sizsiniz simdi onlar dusunsun


Bugün Muhammed Ali'nin dogumgunu. 69 yasini doldurdu veya 70'inden gun aldi (yillarin tartismasidir)... Ali'nin ringlerde oldugu zamanda hayatta olmayi cok isterdim. Sabahlari kalkip televizyondan veya radyodan macini takip etmeyi... Once buyuklerimden dinledim Ali'yi sonra filmler belgeseller kitaplarla onu tanidim. Ona hayran olmak icin cok da fazla cabaya gerek yoktu...

Seyrantepe protestosundan bu yana sinirim cok bozuktu ta ki Ali'nin fotosunu bulana kadar ve bu yazıyı yazana kadar. Ayni bu fotoda oldugu gibi gunlerdir bagiriyorsunuz. Belki de oncesinde acilista bagirdiniz. Belki acilista bagirmadiniz ama tribun arkadaslariniza soylenenler kaniniza dokundu. 

Medyada cok az insan sizin sesinize kulak veriyor. Satilmis kalemler, spor basininin "baskanim yalarim"cıları sizleri ayıplıyor...

Belki bu maci alamayacaksiniz ama nakavt da olmayacaksınız. Buna tum kalbimle inanıyorum... Ali kendisine hic rakip gormezdi siz de oyle yapın! 

- 24 yasinda torpille musavir yapildigi apacik ortada babasi belli (bkz Selim Terzi) Yasin Ekrem Serim sizin rakibiniz olabilir mi?

- İki cumleyi bir araya getiremeyen patavatsiz TOKİNYA baskani Erdogan Bayraktar?

- Sinirlendigi zaman dilinin kemigi olmayan ama su protestolarda nedense ortalamanin altinda tehditler sarfeden (bu ayri bir yazi konusu) basbakan Tayyip Erdogan?

- Kamera sistemi calismayan, kombine sahiplerinin kendi yerine oturamadigi bir statta suclulari (kendince) bulup cezalandiracagini sanan Galatasaray Baskani Adnan Polat?

- Baskani oldugu takimin kupada maci varken acilisa kosarak gelen Goksel Gumusdag?

- "Babalari belli degil" yazip sonra twitterdan kacan delikanli Spor AŞ Başkan Yardımcısı Selim Terzi?

- "Hiçbir zaman Galatasaraylı olmadım. Olmayacagim" gibi mantiksiz bir cumle kurabilen milletin vekili Edibe Sozen?

- Taraftarligi, renklere armaya olan sevdayi banka hesabi emeklilik sozlesmesi vs sanan ve "Galatasaraylılıgını donduran" Enerji Bakanı Taner Yıldız?

Zaman kelebek gibi ucmak ari gibi sokmak vakti...

Doktorunun Ali için kagida doktugu su satirlarla bitirelim, iyi ki dogdun sampiyon...

Ali onunla tanıştığında 

Parkinson ona sırıtıyordu

Ama Ali kolay kolay yılmayacaktı

Şimdi Parkinson korkuyor

Ama kaçamıyor  ve saklanamıyor

Umudunu ve onurunu savunan

Bu kararlı adamdan

Ben de özür dilerim: Ali'nin rakipleri Joe Frazier'ı Sonny Liston'ı George Foreman'ı Floyd Patterson'ı yukarıdakilerle bir tutmuş gibi olduysam kusura bakmasınlar!

Kim ne demiş nasıl durmu burada tarihe not olarak düşürülüyor: http://aslantepeleaks.blogspot.com/

11 Ocak 2011 Salı

Karabük uyuma Emenike’ye sahip çık

Her geçen gün üç adım geriye atlamada rekorlar kıran bir ülkede yaşamanın verdiği ızdırapla ilk kez bu kadar uzun bir blog yazısı yazıyorum.


Aşağıda linki var. Ceyhun Yılmaz, Okan Bayülgen’in programına konuk olmuş. Ekranda Ceyhun Y’nin Kardemir Karabüksporlu Emenike’yi konuk ettiği programın görüntüleri. Tam o sırada Okan B. son dönemde klasikleşen küstahlıklarından birini yapıyor: “Bu nedir hocam? Tekneyle gelen arkadaşlardan mı?”


Lafı evelemeye gevelemeye gerek yok: Okan B., televizyon kariyerinin en utanılacak programına imza atmıştır ve en kısa sürede Emenike’den ve ‘tekneyle gelenler’ diye aşağıladığı insanlardan özür dilemelidir (yetmez ama evet). Sadece derisinin rengi nedeniyle Emenike’yle dalga geçmesinin, kendisine ‘bu’ diye hitap etmesinin her hangi bir bahanesi olamaz. İnsan ticareti sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın içini burkan sarsıcı hikayelerle dolu bir meseledir. Bir TV şovuna malzeme edilemeyecek kadar üstünde hassasiyet gösterilmesi gereklidir.
Türk toplumunda “Bizde ırkçılık yoktur. Hele ki zencileri çok severiz” diye hakim bir görüş var. Zencileri severler çünkü onlara komik gelirler. Yabancı toplumlarda 'ırkçı' sayılan her türlü pisliği yaparlar ama bunun ne anlama geldiğini idrak edemezler. Ceyhun Y.’nin Okan B.’ye yanıtı da bu minvalde: “Bu Emmanuel Emenike. Emmanuel bu hale gelmiş düşün. Afrika kökenli bir abimiz. O kadar tatlı bir adam ki.” (Ceyhun Y.’ye ayrıca hatırlatmak lazım Emenike Nijeryalı. Afrika kökenli falan değil ‘has’ Afrikalı kendisi!)
Karabükspor taraftarı lütfen bu rezilliğin peşini bırakmayın. Sizler de yokluğu iyi bilirsiniz. Sefaletten, zorbalıktan kaçmak için daha iyi şartlarda yaşama hayalleriyle Okan B'nin göndermeye yaptığı o insanları en iyi siz anlarsınız. Maden altında göçükte kalanlarla, denizin ortasında dev dalgalarla boğuşanlar bir değil midir?
İki sezondur attığı gollerle yüzünüzü güldüren, günübirlik de olsa hayatın zorluklarını unutturan Emenike’nizi ve mültecileri yalnız bırakmayın.
Bu topraklarda hiç unutulmayacak olan Mususi’ye, Amokachi’ye, Uche’ye, Appiah’a, Nonda’ya, Iorfa’ya, Madida’ya, Kona’ya, Mosheu’ya, Kompela’ya, Coulibaly’ye de bu vesileyle selam olsun. O stüdyoyu bu ekip bassa diye hayal kurmadan da edemiyor insan...


Spor yazarlarına not: Siz de sessiz kalmayın ve köşenizde bir cümle de olsa Emenike’ye destek verin.



VIDEOYU BURDAN IZLEYEBILIRSINIZ