28 Şubat 2011 Pazartesi

Bırakın sahada cocuklar oynasın...




Ankaragucu-Genclerbirligi macından sonra konuk ekip taraftarlarından biri malum bekleme suresinde bu videoyu cekmis. Ev sahibi tribunden tellerden diger tribune oradan sahaya dalan veletlerin sovu icimi ısıttı. Pet siseyle atılan penaltılar, kutu mesrubatları sert bir taban hareketiyle hokey 'pak'ı haline getirdiğimiz ve maç yaptığımız günleri de hatırlattı valla...

Cocuk olmak guzeldir hakikaten...

Not: Turkfutbolu mail grubundan Mehmet Ali Cetinkaya'ya linki icin tesekkurler.

23 Şubat 2011 Çarşamba

10 Mayıs 1985'ten bir fotograf ve bir Orhun Ene anisi

Cem
Orhun Ene ve Harun Erdenay benim için çok özel iki oyuncuydu. Basketbolcuların cogu zaten efendi adamlardır ama bu ikili hem sahada hem saha disinda ayrı bir zarifti sanki. Orhun ağabeyle ayrıca 'bizden' olması nedeniyle ayrı bir gurur duyarım. Orhun Ene'nin 12 Dev Adam'ın başına geçmesinin ardından soyle bir belge buldum. Tebriklerimi de iletip koyacaktım ama denk gelmedi. Neyse gec oldu ama guc olmadi.... Umarim Orhun Ene Milli Takim'la onemli islere imza atar.
Fotografa gelince; Dunya Liseler Şampiyonası ikincilik kupasini elinde tutan adam da gencligimizin efsanelerinden Besiktasli uzun menzilli uclukcusu Cagatay Cirpicioglu. Yaninda Cem Caniklioglu, Cenk Cimen, Kaan Gedik, Orhun Ene, Altug Eti (diger uc agabeyin adini bulamadik)
Bu arada Orhun Ene'nin bu kadroya giris oykusu de bir hayli ilginc. Onu da degerli diplomat sevgili Cem Kahyaoglu agabey yazmis. Bu yazi burada bitmez bir tik otenizde...

17 Şubat 2011 Perşembe

Soyadı Özüak içi kara bir spor adamı

Futbol dışındaki sporlarla ilgili yazan-çizen muhabir, köşe yazarı, yorumcu hatta bloggerların vs... yeşil saha avamlığından çok uzak olması gerektiğine inanıyorum. Durum fena da değil aslında. Teknik analiz yapabilen diline dikkat eden isimlerin sayısı artıyor. Futbol kategorisinde çokça olduğu gibi bazı eski topraklar ise ortama ayak uyduramıyor, kendilerini gram geliştiremiyor. Bunlardan biri de Ünal Özüak (bir seferlik doğrusunu yazıyorum.)

ÜÖ, Taurasi hadisesinden sonra sunu yazmış

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ozuak/2010/12/27/dut_yemis_aziz_bulbul

Son gelişmelerden sonra ise şunu:

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ozuak/2011/02/17/ne_hacettepe

Birinci yazıyı yazmış bir insan son gelişmelerden sonra ne yapar? Cevap yüzde yüz: İkinci yazıyı yazmaz, özür diler, gönül almaya çalışır. Bu kadar çirkin ağır ithamları sıralayacaksın ve sonra da pişkin pişkin "Kaybolan haklar"dan falan bahsedeceksin. Yok ya yemezler!


Çoğu taraftar bu konuyu Fenerbahçe düşmanlığı falan olarak okuyabilir.


Ben meseleyi başka bir açıdan ele almak istiyorum



Özükara'nın ilk yazısında dikkatimi çeken şu ifadeler oldu

"Peki ya "uyanık Taurasi"ye ne demeli...

Güzel güzel oynar, ESPN dergisine cüretkar pozlar verirken ne kalkarsın bu işlere.."

İkinci yazıda da "Yapılan haksızlığa dayanamayan eşi(!) Penny Taylor da peşi sıra terketti ülkeyi" ifadesi dikkat çekiyor.


Kadın sporcu ya cüretkar poz vermesi üzerinden laf sokuyor. Cüretkat poz veren ahlaksız, doping de yapar yani anlayacağınız.


Gelelim eş meselesine. Bir müddettir Taurasi ve Taylor arasında bir lezbiyen ilişki olduğu yönünde dedikodular var. Kimisi çok emin "evet öyle" diyor kimisi "Çok yakın arkadaşlar. Yok öyle birşey" diyor. Açıkçası ben ilgilenmiyorum. İlgilenen belirli sınırlar içinde bunun haberini kovalayan gazetecilere de lafım yok. Ve fakat alenen haksız olduğun ve küçük düşürdüğün bir insanla ilgili yazarken bu laf sokma arzusu nedir? 


ÜÖ bir zamanlar Hıncal Uluç abisinin köşesinden nasiplenirdi. Boş tespitlerini orada da sürdürdü. Sonra Hıncal Uluç bile ona dayanamadı smacı bastı kendisine. Şimdi kendisine "Hıncal'ın eski eşi" desem nasıl hisseder acaba kendini?


Baska bir medya benim değil sizin hakkınız.


O yüzden eylemsiz kalmayın ve şu linkteki yazıyı okuyun.


http://www.petitionbuzz.com/petitions/defnedevrimi


ps: imza verdim

8 Şubat 2011 Salı

YILIN EN IYISI RADIKAL SPOR


Her yıl 1907 ÜNİFEB tarafından düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleşen 'Aydınlık Gelecek Ödülleri' sonuçları belirlendi. Türkiye genelinde yaklaşık 20 bin 1907 ÜNİFEB üyesinin oyları neticesinde Radikal Spor Servisi de yılın spor servisi seçilmiş. Oylar 2010 yılına göre verildiğine göre benim de takıma katkım büyük hatta ben olmasam alamazlardı :)

Şaka bir yana geçen sene içinde o sayfalara katkı yapan müdürüm Uğur Vardan'ı mutfak emekçileri Efkan Bucak'ı Onur Salman'ı Burak Kuru'yu Kenan Başaran'ı yazar-çizerlerimiz Tanıl Bora'yı Banu K.Yelkovan'ı Bağış Erten'i Feryal Pere'yi Turgut Yüksel'i İbrahim Altınsay'ı Asena Özkan'ı Yiğiter Uluğ'yu Caner Eler'i tebrik ederim. (special thanx to İbrahim Koçyiğit)

Yaşasın RadikalSpor!!!

Kazananların ve oy oranlarının tam listesi ise şöyle:

7 Şubat 2011 Pazartesi

Beyoglu boyle daha mi guzel!




Belediyenin Beyoglu'nu koruma amacli guzellestirme projesi diye bir sey var.

Agzimi bozmamaya ozen gosteriyorum ama 'Beyoglunun icine sicmak procesi' deseler daha yerinde olur.

Galatasaray Lisesi'nin Cezayir Sokagina bakan duvarini yikip yerine katli otopark insa etmek (illustrasyon yaniltici olabilir belki ama cirkin birsey olacagi cok asikar) nasil bir koruma plani olabilir.

Bogazkesenden yukari cikan yol arabayla topu topu iki-uc dakikadir ama her koseyi donup o duvari gordugumde sanki uzun bir yolculuk sonrasi memlekete gelmis hissini yasarim.

Yazar İzzeddin Çalışlar agabeyimin yazisi burada.

http://www.dipnot.tv/4254/Beyoglu-nu-korumak-icin-havaya-beton-dokecekler.aspx

Su noktadan itibaren de uzun bir yazi var (bana ait degil kaynagini verecegim) herkes dikkatlice bir okusun derim. Beyogluna baska ne 'guzellikler' yapacaklar bir gorelim bilelim ogrenelim.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Galatasaray Zapata'yı beklerken...

"Cuk" diye oturan bir Stancu analizi yapan Gökhan Çalışkan kardeşim aynı gün bonus olarak bir de Zapata yazısı yollamış. Lakin Gmail bu maili 'spam'a yollamış! Neyse ki Zapata daha forma şansı bulamadı ve Kolombiyalının yarınki Gaziantepspor maçında oynaması bekleniyor. Zapata'nın sonu da Leo Franco, De Sanctis, Orkun, Ufuk, Aykut gibi mi olacak yoksa o da vatandaşı Mondragon gibi uzun yıllar GS'nin 1 numarası olacak? Bekleyip görmeden önce mikrofonlarımızı Bükreş'e çevirelim. Evet Gökhan seni dinliyoruz:
"Taraftar tabiriyle 'Panter gibi uçabilen', saha içindeki sempatikliğiyle taraftarın sevgilisi olan bir kaleci nasıl günah keçisine dönüşür? İste buna en iyi örneği Robinson 'Rufay' Zapata'dır. O zamanlar 'Yeni Mondi' diye lanse edilen 1.83 boyunda ki Kolombiyali kaleci 2007 yilinda Copa America'da milli takim formasını 3 kez giydi. İlk 2 maçta 9 gol yiyen Zapata üstüne son sınavında kırmızı kart görerek milli takım da ki gelecegini de noktaladı.
2007'de Steaua'nun başına geçen Hagi, eski öğrencisi Mondragon'un tavsiyesiyle Zapata'yı Bükreş'e getirdi. Hagi'nin o zaman yaptırdığı transferler yüksek değerlere ulaşmasına rağmen para konusundaki hassasiyeti bilenen kulüp başkanı Becali pek ses cıkarmadı. 2 ay içerisinde işler iyi gitmeyince Becali Hagi'ye karışmaya başladı. Ardından da Hagi istifa etti. Takımda ki coğu oyuncu yollanirken Zapata gerek kurtarışları gerek taraftara olan yakınlığıyla kaptanlığa kadar yükseldi. 
2009-2010 sezonuna kadar ne kadar hatalı gol yese de zaman zaman yaptığı zor kurtarışlarla kredisini koruyan Zapata, yaşının, gece hayatının (Romanya'nın en ünlü gece kulübü Bamboo'da selamlaşıp, 'Forza Dinamo diye kendisini güldürmüşlüğüm de vardır) ve kontrasyon eksikliğinin baş göstermesiyle hatalar artmaya başladı. Her kaleci tuhaf goller yer ama Fevzivari, Hayrettinvari golu yerseniz taraftar size sırtını doner. Üstelik yediğiniz goller derbi ve Avrupa kupalarına denk gelirse. 
2010-2011 yılında üç kez antrenör değiştiren Steaua'da Zapata hiçbirinin de gözüne girmeyi başaramadı. Romen kaleci Tatarusanu transferi de Zapata'nin biletini kesti. 21 Aralık'ta sözleşmesi fesh edilen, 31 Aralık'ta Kolombiya'ya uçan Zapata ülkesinin takımlarından Deportivo Cali ile 50.000 dolara antlaşma imzalayacakken, Hagi'nin diğer transfer adaylarındaki oluşmayan koşullarıyla bir anda Galatasaray'da buldu kendini. 
Saha içerisinde ve dışındaki performansını toplayacak olursak bedava alinan bu kaleci tabiki Aykut'tan ve Ufuk'tan iyidir. Ama Romanya'da 200.000 dolar yillik alan ve yedi ay top oynamamış bir kaleciye yıllık 700 bin dolarlık bir kontrat sunulduğunu hatırlatmak lazım"
Edit: "O yazının dibine not düş abi. Hafta sonu Romen arkadaşlarla izlenen Bursaspor maçından sonra genel kanı, Zapata için yaptığımız yorumlarımız Galatasaray'da bir kaleci olduğu varsayılarak yapılmıştır. Gördük ki yokmuş. Boş kaleden iyidir Zapata :)"
Zapata'nın şovları:
Zapata sov 1 Aralık 2009
Zapata şov 2  Şubat 2010
Zapata şov 3  Mart 2010