17 Şubat 2011 Perşembe

Soyadı Özüak içi kara bir spor adamı

Futbol dışındaki sporlarla ilgili yazan-çizen muhabir, köşe yazarı, yorumcu hatta bloggerların vs... yeşil saha avamlığından çok uzak olması gerektiğine inanıyorum. Durum fena da değil aslında. Teknik analiz yapabilen diline dikkat eden isimlerin sayısı artıyor. Futbol kategorisinde çokça olduğu gibi bazı eski topraklar ise ortama ayak uyduramıyor, kendilerini gram geliştiremiyor. Bunlardan biri de Ünal Özüak (bir seferlik doğrusunu yazıyorum.)

ÜÖ, Taurasi hadisesinden sonra sunu yazmış

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ozuak/2010/12/27/dut_yemis_aziz_bulbul

Son gelişmelerden sonra ise şunu:

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ozuak/2011/02/17/ne_hacettepe

Birinci yazıyı yazmış bir insan son gelişmelerden sonra ne yapar? Cevap yüzde yüz: İkinci yazıyı yazmaz, özür diler, gönül almaya çalışır. Bu kadar çirkin ağır ithamları sıralayacaksın ve sonra da pişkin pişkin "Kaybolan haklar"dan falan bahsedeceksin. Yok ya yemezler!


Çoğu taraftar bu konuyu Fenerbahçe düşmanlığı falan olarak okuyabilir.


Ben meseleyi başka bir açıdan ele almak istiyorum



Özükara'nın ilk yazısında dikkatimi çeken şu ifadeler oldu

"Peki ya "uyanık Taurasi"ye ne demeli...

Güzel güzel oynar, ESPN dergisine cüretkar pozlar verirken ne kalkarsın bu işlere.."

İkinci yazıda da "Yapılan haksızlığa dayanamayan eşi(!) Penny Taylor da peşi sıra terketti ülkeyi" ifadesi dikkat çekiyor.


Kadın sporcu ya cüretkar poz vermesi üzerinden laf sokuyor. Cüretkat poz veren ahlaksız, doping de yapar yani anlayacağınız.


Gelelim eş meselesine. Bir müddettir Taurasi ve Taylor arasında bir lezbiyen ilişki olduğu yönünde dedikodular var. Kimisi çok emin "evet öyle" diyor kimisi "Çok yakın arkadaşlar. Yok öyle birşey" diyor. Açıkçası ben ilgilenmiyorum. İlgilenen belirli sınırlar içinde bunun haberini kovalayan gazetecilere de lafım yok. Ve fakat alenen haksız olduğun ve küçük düşürdüğün bir insanla ilgili yazarken bu laf sokma arzusu nedir? 


ÜÖ bir zamanlar Hıncal Uluç abisinin köşesinden nasiplenirdi. Boş tespitlerini orada da sürdürdü. Sonra Hıncal Uluç bile ona dayanamadı smacı bastı kendisine. Şimdi kendisine "Hıncal'ın eski eşi" desem nasıl hisseder acaba kendini?


Baska bir medya benim değil sizin hakkınız.


O yüzden eylemsiz kalmayın ve şu linkteki yazıyı okuyun.


http://www.petitionbuzz.com/petitions/defnedevrimi


ps: imza verdim

3 yorum:

solo dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Kötü olan ÜÖ gibi insan müsveddelerinin, art niyetli yorumlarını yazacak bir köşe bulabilmesi.

Bu adamlara köşe veren aynı adamlar daha sonra "Türkiye'de gazete satılmıyor" diye geyik çeviriyorlar.

Gazeteler satılmayınca en kolay yol tenkisat ne de olsa!

panyalibasket dedi ki...

bu yazıları gündemde kalmak için yazdığı çok açık. değer vermemekte fayda var.