12 Şubat 2013 Salı

Tugrul Savkay...


Kardeslerim: Bizim okulumuzun bence en önemli özelligi, hangi irktan,
dilden, dinden, toplumsal katmandan -ve benim okula girmemin bir yil
ardindan da- hangi cinsiyetten olursa olsun, yetenekli çocuklara kendilerini
yetistirmek -ve böylece kendilerine, içinde yasadiklari toplulugu ve topluma
ve hatta insanliga yararli bireyler haline gelmek- imkanini tanimasidir.
Bunu da tam bir esitlik duygusu içinde gerçeklestiririz. Aramizda elbette
yetenek, zeka, beceri farklari olabilir. Bu da insani bir durum. Ancak,
Galatasaraylilik bunlari asarak hepimizin esit düzeyde ve kardes oldugumuz
fikrini de bize asilar.

Yukarida özetlemeye çalistigim nedenlerden ötürü, Galatasaray Lisesi, benim
bildigim baska hiçbir okulla karsilastirilamaz. Çünkü biz bir okul olmanin
ötesine geçip bir müessese haline gelmisiz. Bizim okulumuzun egitimini baska
okullarla karsilastiranlara da sasiyorum. Hatta zaman zaman, mesbela baska
Fransizca egitim görmüs insanlarin yaninda, alay yollu, "Ben
Galatasarayliyim, Fransizcam zayiftir" dedigimi bilirim. Öyle degildir ama,
bu sözlerimle bunu önemsemedigimi ifade etmeye çalisirim. Çünkü
Galatasaray'in ögretim sistemi ve düzeyi tek basina bir kriter olusturmaz.
Bize iyi ögretim verilmistir, ancak daha önemlisi biz gerçek anlamda
egitilmis insanlariz. Üstünlügümüz de buradadir.

Hiçbir Galatasarayli'ya egitimimizi anlatmam gerkemese de bunun bazi ahlaki
ve manevi degerleri içerdigini kaydetmeden geçemeyecegim. Okulumuza ve
birbirimize karsi duydugumuz sevgi ve baglilik, bizi yetistiren müesseye ve
insanlara karsi duydugumuz ve hayatimiz boyunca süren minnet hissi,
okulumuza ve toplulugumuza karsi almadan verme duygusu ve daha burada
sayamayacagim nice insani deger bize bu okulda ögretildi.

Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra iki üniversitede okudum. Master ve
doktora yaptim. Çok iyi kurumlarda çalistim. Çok iyi yerlere geldim.
Bunlardan hiçbiri beni Galatasarayli olmaktan daha fazla onurlandirmadi.
Giderek sunu söyleyeyim: Galatasaray benim için hayatta en degerli
nitelikleri borçlu oldugumu düsündügüm tek yer.

1638 Tugrul Savkay

5 Şubat 2013 Salı

İpek Şenoğlu uncut






Geçetiğimiz hafta sonu İpek Şenoğlu'yla Sabah Pazar ekinde röpünü buradan görebilirsiniz. Sayfanın dışında kalanlar için aşağı doğru ilerliyoruz. (röp yaptigim insanlara ne kadar iyi davrandigimi, ayakkabisina kadar ilgilendigimi de gordunuz :)

“Benim içinde bulunduğum Galatasaray tenis şubesi projesinin neden iptal edildiğini kulüp yetkililerine sorsanız daha doğru olur. Şunu da açıkça söyleyeyim. Tenisin gelişmesi için her kulüple çalışmaya açığım”

"Reklam, dizi, film vs... Beni rol model olarak gören insanlar var. Toplumun çoğunluğu değil ama bana yetiyorlar. Onları hayal kırıklığına uğratacağımı düşündüğüm işlerin içinde olmam.”

“Gece dışarı çıkarım ama alkolle aram yok. Zaten magazin muhabirleri beni tanımıyor o yüzden rahatım!”

"Turnuva öncesi Kütahya'dan arayıp sizinle tanışma fırsatımız olacak mı diye sordular. Bana büyük mutluluk ve gurur verdi bu durum. Sporcular ünlü isimler o kadar ulaşılamaz olmamalı."

“WTA yıl sonu turnuvasında sunuculuk yaptıktan sonra birkaç organizasyonda daha çalıştım. Bundan keyif alıyorum. Hayatımı anlatmak, başarı hikayemi sunmak hoşuma gidiyor.”

"Yıllarca bu kadar üst düzey yerlerde yer aldıktan sonra sportif tecrübe anlamında sırtımda büyük bir çanta var. Onları paylaşmasam, insanları katkı vermezsem yazık olur diye düşünüyorum."

Marka sporcu yaratmalıyız. Ülkenin yatırım yaptığı insanlardan fikir anlamında geri dönüşüm alamıyoruz.”

“Danışmanlık verdiğim sporculara saha dışında gelişmeleri konusunda yardımcı oluyorum. Kime röportaj verecek, verirse neler konuşacak bunları öğreniyorlar. Bir de küçük sporcuların ailelerini doğru yerlere yönlendiriyorum”





4 Şubat 2013 Pazartesi

Barcelona





BAR PINOTXO


Rambla üzerindeki La Boqueria’nın kapısından girin, sağa dönün ve dördüncü veya beşinci dükkanda durun. Büyük ihtimal yer bulamayacak ve yemek yiyen bir grubun arkasında beklemeye başlayacaksınız! Sıra size geldiğinde bebek kalamar ve fasulye karışımlı ‘chipironescon mongetes’den tabaklarca yiyebilirsiniz. Saat 15.00’a doğru gelirseniz anca tencerelerin dibini sıyırırsınız!

LOLITA

İspanya’nın en ünlü aşçısı Ferran Adria’nın ‘biraderi’ Albert, Inopia diye bir tapasçı açmış. Burası bir anda acayip popüler olmuş ama geçen yaz kapanmış. Lolita aynı yerde açılmış menüsünde ve Inopia’nın spesyalleri var. Çiğ ton balığı olan ‘Atun en escabeche ugero’, patlıcan kızartması benzer ‘Berenjenas con melaza de cana’ ve yumurtalı balık yavrusuna (huevo frito con chanquetes) bayılacaksınız. Rezervasyon yok biz içeri girerken gelen bir çift biz çıkarken hala oradaydı! 20.30’da kapıda olmak ideal. Adres: Tamarit 104. En yakın metro durağı da Poble Sec.

CASA LUCIO

‘Lucio’nun evi’, İspanyol gazete ve dergilerine çıkmış özel bir dükkan. Karısıyla burayı işleten Lucio hem aksi hem sempatik bir ihtiyar. “Burayı yazacağım” dediğimde “Lütfen not düş. Dükkanın sahibi İngilizce bilmiyor ama yemek ve şarap için ona güvenin” dedi. Enginar ve içi beyaz peynirli kurutulmuş domates şahaneydi. Ama gerçek bomba ‘Jamon con datil’. Jambona sarılmış hurmayı uzun bir süre unutamayacağım sanırım. Adres: Lolita’nın köşesinden yukarı çıkın.

Barcelona’nın en tarihi cafelerinden biri Picasso’nun da zamanında takıldığı El 4 Gats. Bira bardakları çok orijinal. Orujo Gallec diye bir likör ondan uzak durun!